Rasulullah (SAV) Efendimiz şeytana sordu:

“Ümmetim salât ikame edince halin ne olur?”

Şeytan: “Beni bir sıtma tutar, titrerim” dedi.

Efendimiz (SAV) sordu: “Neden bu hale girersin?”

Şeytan: “Çünkü, bir kul, Allah için secde ederse bir derece yükselir” dedi.

Efendimiz (SAV) sordu: “Peki, ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun?”

Şeytan: “O zaman bağlanırım; ta, onlar iftar edinceye kadar” dedi.

resim

Efendimiz (SAV) sordu:

“Peki, ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun?”

Şeytan: “O zaman çıldırırım” dedi.

Efendimiz (SAV) sordu: “Peki, ya Kur’an okudukları zaman nasıl olursun?”

Şeytan: “O zaman da tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm” dedi.

Efendimiz (SAV) sordu: “Peki, ya sadaka verdikleri zaman halin nasıl olur?”

Şeytan: “İşte o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren eline bir testere alır ve beni ikiye böler.”

Efendimiz (SAV) sebeplerini sordu:

“Neden öyle testereyle ikiye biçilirsin ya Eba Bürre?…”

Şeytan: “Çünkü sadakada mü’min için dört güzellik vardır:

  1. Allah, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler;
  2. Sadaka veren kimseyi halkına sevdirir;
  3. Allah, onun verdiği sadakayı cehennemle arasında bir perde yapar.
  4. Allah, ondan belayı def eder, sıkıntıyı ve ahları kaldırır.

DEMEK Kİ:

DuniHİ algı ve zann’larından sıyrılmış, Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’na sırtını dönmüş, Amentü Billahi ve Rasulihi diyen haniyf bir mü’minin;

– salât ikamesi,

– oruç tutması,

– hac görevini yapması,

– Kur’an’ı ders yapması,

– sadaka vermesi,

Şeytanlık Patronaj Sistemi’ni kökünden sarsıyor ve tesirlerini sıfırlıyor. Yani, ihlâs sahiplerine şeytanın bir sultası kalmıyor.

Bir kişi henüz duniHİ algısını ve Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’nı fark edememiş veya fark etmiş de henüz sıyrılamamış, ancak bu saydığımız ve Şeytanlık Patronaj Tesiri’ni sıfırlayan salât ikamesi, oruç, hac, Kur’an’ı ders yapmak ve sadaka vermek gibi kulluk görevlerini yapıyorsa, şeytan yine de bu işten hoşlanmayacaktır. Çünkü Şeytanın Avukatı kulvar değiştirme gayretinde! Bu yüzden; eğer o kişi duniHİ algı ve Müstakilen Varlık ve Muhtarlık İddiası konularına vakıf olarak Amentü Billahi demeyi başaramazsa, bu Şeytanın Avukatını, kendisini ve başkalarını “Allah ile aldatmak” alanında stratejik bir görev beklemektedir. Şeytanlık Patronaj sisteminin bu stratejik planı için Rabbimiz inananları uyarmaktadır:

“Ey, insanlar! Muhakkak ki; Allah’ın vaadi Hakk’tır. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O aldatma ustası da sizi Allah ile aldatmasın.” (Fatır-5)

“Ey insanlar! Rabbinizden ittika edin. Babanın çocuğundan, çocuğun da babasından bir şey ödeyemeyeceği günden haşyet edin. Muhakkak ki; Allah’ın vaadi Hakk’tır. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O aldatma ustası da  sizi Allah ile aldatmasın.” (Lukman-33)

Elbette ki, Kur’an’ın bu uyarısı mü’minler içindir, Şeytanın Avukatı’nın hiç umurunda değil! Nitekim hesapların görüldüğü gün gerçek ortaya böylece çıkıyor:

“(Allah’ın uyarısını dikkate almayanlar) onlara (mü’minlere): ‘Sizinle beraber değil miydik?’ diye seslenirler. (Cennetlikler ise): ‘Evet, ama siz, Allah’ın emri (ölüm) gelinceye kadar nefslerinizi fitneye düşürdünüz, (iman ehlinin helakını) gözetleyip durdunuz, (Hakk tebliğden) şüphe ettiniz, kuruntular da sizi aldattı ve o aldatma ustası da sizi Allah ile aldattı.” (Hadiyd-14)

Yılmaz DÜNDAR

Şeytanın Avukatı’ından