DȗniHİ algıdan kurtulmak için Ramazan Ayı önemli bir zaman dilimidir

DȗniHİ algıdan kurtulmak için Ramazan Ayı önemli bir zaman dilimidir.

“Acaba ben DȗniHİ algıda mıyım? diye test yapmamız için Ramazan Ayı oruçla beraber çok önemli bir laboratuardır. O zaman orucun aç kalmak ve bazı şeylerden uzaklaşmak olmadığını, onların birer vesile olduğunu, işi disiplinize eden vesileler olduğunu görür, yaşarsınız; işte o zaman onlar asıl amaç için kullandığımız şeyler olur, amaç başka bir şeydir.

Kurban için buyrulan; “Onların kanları Allah’a ulaşmaz, ancak takvanız ulaşır” ayetindeki gibi, oruçta da Allah’a ulaşacak olan açlığımız değildir. Onun için, Ramazan’da yapılan antrenmanlarda açlık vesilesiyle, açlığın bizi disiplinize etmesi, bizi tutmasıyla, dünyadan ayırarak işimizle meşgul ettirmesiyle ilgili bir hedefimizin olması lazım. Aslında her Ramazan bir hedef koymamız lazım, ama ana hedef duniHİ/dȗnillah algıdan sıyrılmaktır. Bu yüzden, daima “Ben bu hareketimle, bu sözümle, bu cümlemle dȗnillah algıda mıyım?” diye bir test yapmak, bunu Ramazan Ayı’nı fırsat bilip de yapmak daha bir önem arz eder.

Eğer talip “acaba dȗniHİ algıda mıyım?” diye her türlü halini test etmezse, uzun süre farkında bile olmadan dȗniHİ algıda yaşar; bu algıda olunca da bu algıya ait zann’lar kaçınılmazdır. Biriken bu zann’ları temizlemek zordur ve zaman alır. Bu sebepten talip, “Acaba DȗniHİ algıda mıyım?” diye kendisini daima test etmelidir, hem de deli gibi.

Bu konunun çalışılabileceği en güzel zaman ve ortamlar Ramazan Ayı’ndadır.

Belki de Ramazan Ayı’nın bir sebebi de budur.

Sizinle daha önce paylaştığımız bir hadis vardı, hatırlayalım. Rabbimiz bir kudsi hadiste buyuruyor:

“Benim insanlara merhametimin delili/işaretidir ki; onlara Ramazan Ayı’nı ve İhlas Suresi’ni verdim.”

(Aşağıların Aşağısı’ndan)

Kendimize Ramazan Ayı için hedefler koyacağız. “Bu Ramazan ayında şunu yapacağım” diyerek, bir hedef koyarak başlayacağız ve yeni hedeflerle devam edeceğiz. Bu hedefler bizi nefs-i levvamedeki öyle bazı hedeflere götürür ki, çok güzel olur inşaAllah. Bakarsınız ki, “ben bu Ramazan Ayı’nda Fiillerin Tecellisi antrenmanı yapacağım” diye bir hedef koymuşsunuz. Bir sonrasında ise “bu Ramazan Ayı’nda İsimlerin Tecellisi antrenmanı yapacağım” demişsiniz. Nihayet oruç ve Ramazan Ayı sizin için böyle antrenmanlara dönüşür.

Burada bir parantez açalım: Niye Ramazan Ayı’nda?

Çünkü Ramazan Ayı’nda bu işle meşgul kişiye özel destek, özel yardım vardır; “şeytanların bağlanması” budur. Siz bir hedef edinmişseniz o hedefe şeytanın karışması engellenir. Sizin, idrakınızın açılması için koyduğunuz hedefe ulaşabilmeniz için de İndallah’dan özel yardım gelir. Oruç bu özelliği yüzünden Mütekebbir Davranış’tan da kurtulmamızı sağlayacak önemli bir ibadettir.

“Oruç” ibadetimizin özünü “Yöneliş” ve “İlişkiler” manalarının çakıştırılarak uygulanması oluşturur. Oruçla biz “İyyake na’budu ve iyyake nesta’ıyn” ayetinin, bu sığınış cümlesinin hem “Yöneliş”deki manasını hem de “İlişkiler” alanındaki fiillerini, manaları çakıştırılmış olarak uygulamış oluruz. Nihayet oruç “Amenȗ Billâhi ve Amilus Salihati” halini iki ayrı kavram görmekten kurtulup tek bir kavram olarak yaşamamıza yol açar. Kişi oruç sayesinde “Amenȗ Billâhi ve Amilus salihati” manalarını çakıştırarak tek bir mânâ olarak yaşar.

Ve Ramazan Ayı bittiğinde artık o süreçte edindiğiniz yeni prensiple hayata devam etmeniz gerekir. Yeni bir prensip, yeni bir alışkanlık edindiniz, onu hayatınıza ikame etmeniz, onu sürdürülebilir olarak yaşamanız gerekiyor. Bu yüzden Ramazan Ayı bitince kişi kendisine sormalı: “Ben bu Mubarek Ay’da hangi prensibi tamamladım?” veya “Hangi prensip üzerine çalıştım ve neresine geldim?

Ramazan Ayı’ndan sonraki hayata bu yeni idrakla devam etmek lazım. Yani başlarkenki idrakla bittikten sonraki idrakın ve fiillerin farklı olması gerekir; bu bir süreç! Öncesi ve sonrasını kıyaslamak gerekir. Böyle birkaç Ramazan Ayı geçerse hayatımız nasıl olur ki…

Bırakın ömür boyu yıllarca Ramazan Ayları’nı kişi birkaç Ramazan Ayı’nı dediğimiz gibi yapsa, birkaç tane prensibi üst üste koymuş olsa beşeriyetimizle anlayamayacağımız kadar güzel bir noktayı yakalamış olur. İşte Ramazan Ayı’ndan böyle yararlanabilmek için kişinin “mütekebbir” nedir iyi bilmesi, “iyyâke na’budu ve iyyâke nesta’ıyn” derken hangi tefekkürle söyleyeceğini iyi kavramış olması çok önem arz eder.

(FATİHA ile fetih’ten)