5 Nisan 2018

Kelime-i Şehadet önemli, ilerletici ve tesirli bir zikrullahtır

“La ilahe illallah” Kelime-i Tevhidi’ni manasına uygun olarak ilk kullanacağımız yer düniHİ algıdan kurtulma çalışmalarıdır. “La ilahe illallah” Kelime-i Tevhidi’nde “LA İLAHE” diyerek reddettiğimiz mana, batıl olan DȗniHİ algı ve zann’larıdır. Kelime-i Tevhid’i zikrullah yaparken onun birkaç basamak manası vardır ki bu manalar bizi yukarıya taşır, yakînimizi kolaylaştırır. Bu yüzden cennetin kapısında “La ilahe illallah” yazılı denilmektedir. Aslında Kelime-i Tevhid’i anlatmaya, “o nedir?”i ifade etmeye ben acizim… Onu nasıl kullanacağımızı biraz anlatmaya çalışayım ama “O nedir?”i nasıl anlatayım… Bir kere, onu hiç manasını bilmeden söylemeniz bile tesirlidir. Bir ilaç var, prospektüsünü okumamışsınız ama verene güvenmiş içiyorsunuz, tesir eder; etki mekanizmasını bilirseniz de bilmezseniz de tesir eder Ama bilirseniz başka tesir eder, bilirseniz çok başkadır, anlatılmaz… “La ilahe” manası için, bu geldiğimiz konuya ilişkili olarak bir tarif yapalım: “La ilahe” diyerek reddettiğimiz mana, batıl olan DȗniHİ algı ve zann’larıdır, “İllallah” diyerek tasdik ettiğimiz, iman ettiğimiz, ikân’ını talep ettiğimiz mana ise, Hakk olan Billahi gerçeğidir. Bu genel manalar içerisinde özel bir tanımlamaya “La ilahe illallah” diyoruz, bu dȗniHİ algı sebebiyle müstakil ve özgür olarak nitelenen iradeye “La ilahe” diyoruz. “Biz Allah’ın verdiği yetkiyi Allah için, söylediği şekilde ve Allah’ın rızasını umarak kullanırız” teslimiyeti içinde “İllallah” diyoruz. Dolayısıyla, “La ilahe illallah” Kelime-i Tevhidi öyle bir ilaç ki… Şöyle anlatalım: Zemzem Suyu için; “öyle bir ilaçtır ki, ne için şifa diliyorsan ona şifa olur” denildiği gibi, bu da öyle her şeye şifa gibidir. “La ilahe illallah” Kelime-i Tevhidi öyle özel bir şey ki, bahsedilen “DȗniHİ algı” ve “Billahi anlamındaki hayat”la ilgili (bu açıkladığımız manada […]
27 Eylül 2017

Güzel ve Çirkin…

Güzel ve Çirkin tanımları aslına ulaşmadan bu hal (nefsi zulümden kurtarmak, kesretin esaretinden kurtulmak) mümkün olmaz… Öyleyse;  
6 Ağustos 2017

Hac idraka yaptırılır.

Kur’an’ın “reddettik, attık” dediği Esfele Safiliyn yapıyı insanlar öyle severler ki; bu esfele safiliyn yapıya namaz kıldırır, ona oruç tutturur, onu Hacca götürür getirirler, o esfele safiliyn yapılarına hayır yaptırırlar. Esfele safiliyn yapı tasavvuf öğrenir, esfele safiliyn yapı esma zikirleri yapar… Esfele safiliyn yapıyı seviyor kişi! Neden? Çünkü öyle doğdu, kendini onun içinde buldu! Ve ondan kurtulmak gibi bir fikir de hiç aklına gelmedi, gelmez de. O zaman şuna çok dikkat etmemiz gerekiyor: Bu işleri ilan ettiğiniz bu esfele safiliyn yapı mı yapıyor? Yani tanrılık ilan eden yapınız mı oruç tutuyor, salât ikame diyor, Hacca gidiyor? Lütfen test edin. Eğer bunları yapan oysa o zaman ondan kurtulma çalışmaları çok önemli! İnsan heveslendiği ve uygulamak istediği şeyleri o tanrıya (o esfele safiliyn yapıya) yaptırırsa İslamiyet’te mesafe alamaz. Eğer o tanrıdan “kurtulma” çalışmaları olarak yaparsa mesafe alabilir. O tanrıdan “kurtulmuş” olarak yaparsa mutlaka mesafe alır.  ALLAH’I TANIMAK İÇİN HACCA GİDİLİR Ayet ve hadislerle önerilenlerin tümü/her biri “Amentü Billahi” diyen aday kişi için bir yöntemdir, Allah’ı Tanıma yöntemidir. Hac da öyle! Bu yüzden, Hacca Allah’ı tanıyabilmek için gidilir. Aksi halde… Doğduğu yerleri, köyünü uzun yıllardır görmemiş birisi gider köyüne. Oraları görür, ağlar “ah ben şurada şöyle yapmıştım, burada böyle yapmıştım”, romantik duygularla gezer. Değil, böyle bir seyahat değil Hac! Hac bir laboratuar! Öyle bir laboratuar ki; o laboratuarda eğer, laboratuarın imkânlarından yararlanabilirsen döndüğünde “müthiş bir tanımayla” dönersin; “Şehadetle” dönersin. “Efendim müthiş bir Hac yaptık” derler. Niye? “Şurada şöyle ağladık, burada böyle yaptık… Müthiş bir Hac yaptık. “Niye?” denildiğinde, “tanıyarak döndük” dersen ancak “müthiş bir Hac yaptık” olur! Çünkü bütün mesele Allah’ı tanımak üzerine! Eğer tanıma hakkıyla […]
1 Temmuz 2017

Zariyat 21: Nefslerinizde! Hala görmüyor musunuz?

Önce Tekâsür Sȗresi ilk âyeti hatırlamakta fayda var: “Tekâsür sizi o derece oyaladı ki.” Yani “Birbirlerine Göre Var” olan hal, onun yarışı, o yarıştan meydana gelen gururlanmalar sizi o kadar oyaladı ki. Şimdi bu âyeti zihnimizde bir yerde tutalım ve Zariyat Sȗresi’ne bakalım: “Nefslerinizde! Hâlâ görmüyor musunuz?” (Zâriyat-21) Bu iki âyeti birlikte değerlendireceğiz. Tekâsür-1; “Birbirlerine Göre Var olan hal sizi o kadar oyaladı ki göremiyorsunuz” diyor. Zâriyat-21 ise görelim diye bizi uyarıyor: “Nefslerinizde! Hala görmüyor musunuz?” Birbirlerine Göre Var olan hal, Kendinizde Kendinize Göre Var olan hali örter, onu fark ettirmez ve unutturur. İşte dünya hayatında biz de unuttuk. Bu yüzden Rabbimiz bizi uyarıyor. “Onlar âhiretten gafiller olarak, dünya hayatından zâhiri bilirler.” (Rȗm-7) “Enfüslerindeki hakkında hiç tefekkür etmediler mi? Ki…” (Rȗm-8) DȗniHİ algı ve zannlarıyla hayat tarzı oluşturanların zahirle perdelendiklerini, yani Birbirine Göre Var halleriyle oyalandıklarını Rȗm-7’den ve Kendinde Kendine Göre Var olan hallerini tefekkür etmediklerini de Rȗm-8’den öğreniyoruz. Böylece; Tekâsür-1’deki uyarıyı dikkate almayanlar için Kur’ân diyor ki: “Bırak onları yesinler, faydalansınlar ve boş ümitle oyalansınlar, yakında bilecekler.” (Hicr-3) Madem öyle, bırak onları, bırak oyalansınlar. Neden “Bırak” diyor, suçları ne? Oyalandılar ama suçları ne, ne yapıyorlar? “Onlar ki Allah ile beraber diğer bir ilah yaparlar. Yakında bilecekler.” (Hicr-96) Suçları bu: Onlar Allah ile beraber diğer bir ilah yaparlar. “İlah” kelimesini defalarca konuştuk, paylaştık. Bu kelime Kur’ân’ın mesajını anlayabilmemiz için çok önemli. İlah kelimesine birkaç farklı şekilde baktık, “hayran olunan, göz dikilen” anlamında bir mânâ diye de baktık. Konu derinleştikçe ilahı ilerleterek tanımladık. İlah müstakilen var olan demektir dedik. Müstakilen VAR […]