Ana Sayfa

yeni-kitapcik-hazir

“Rasulullah (SAV)'in yaktığı ateş...

Bakara-17: "Onların (ibretlik) misali (karanlık gecede) bir ateş yakan kimsenin durumu gibidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda, Allah onların nurunu giderir ve karanlıklar içinde bırakır; (artık hiç bir şeyi) görmezler. "
Misalde ateş ve ateş yakan vardır. Ateş sebep olduğu aydınlık sayesinde insanın gerçek olanı görmesini sağlar. Kur'an'ın konusu gereği görülmesi gereken gerçek Hakk'tır. Hakk'tan habersiz olarak yaşayanların BATIL hayat tarzları ise karanlık ile ifade edilir ki, bu ise aslında vehmin zulmeti denilen "gerçek örtücüsü"dür.
Kişide duniHİ algı ve zann'ları vehmin zulmetini oluşturur ki, bu anlayış Kur'an için karanlıktır. İşte bu karanlığı aydınlatan İslam Nuru ise bu misalde ateş ile ifade edilmiştir. Bu ateşi yakan esas kişi ise, İslam Nuru'nu yaymak ile görevli olan Rasulullah (SAV) Efendimiz'dir. Rasulullah (SAV) Efendimiz'in İslam Nuru meşalesiyle etraf aydınlanmış, Hakk ve Batıl belli olmuş ve birbirlerinden ayrılmışlardır. Hatta Billahi anlamda iman edenler için Hakk batılı yok etmiştir. Çünkü; İsra-81 ile "De ki: Hakk geldi, batıl silindi. Muhakkak ki batıl silinmeye çok mahkûmdur" buyrulmaktadır.
Rasulullah (SAV)'in yaktığı ateş etrafı ve etraftakileri aydınlatınca dili ve kalbi ile "Amentü Billahi" diyerek haniyf olanlar yani "Ancak Allah Müstakilen VAR ve Muhtardır; başka müstakilen var ve muhtar yoktur. Biz bu duruma şahitlik ederiz. Yine şahitlik ederiz ki, Muhammed Mustafa (SAV) de Allah'ın kulu ve Rasulü'dür. "Müstakilen varım ve muhtarım" iddiasında bulunanların iddiaları yalandır, iftiradır, batıldır ve yok hükmündedir" diyenler ki bu mana Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadet ile ifade edilir; işte böyle diyenler ve bu manaya uygun ameller yani salih ameller işleyenler Biiznillah Allah'ın nuruna dâhil oldular.

M. Yılmaz Dündar
17 Kasım 2019

Muhatap, Rasulullah (SAV) Efendimiz’e tabi olmuş olanlardır; Müslümanlardır

Cum’a (5): “Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin misali, ciltlerce kitap taşıyan merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlamış olan kavmin misali ne kötüdür. Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.” Kehf (54): “Hakikaten, Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. Fakat didişmeye en düşkün olan varlık insandır.” Cum’a (5) ile verilen ders verici misali yahudiler okuyup da kendilerine çekidüzen verecek değillerdir. Muhatap Rasulullah (SAV) Efendimiz’e tabi olmuş Müslümanlardır. Kur’an ayetlerinde müslümanlar hep nazikçe uyarılmıştır. Kur’an, inananlara nazik davranır. Bu misalde de müslümanlar nazikçe uyarılmaktadır. Yahudilerin hallerinden ders alınması ve aynı hataların yapılmaması istenmektedir. Misalde “Bir kitaptan yükümlü olmayı size verilen tercih yetkinizle siz seçiyorsunuz, sonra da kitabın hükümlerine uymuyorsunuz. Sizin bu haliniz kitabı sırtında taşıyan ve kitabı değerlendirme yeteneği bulunmayan hayvandan farklı olmaz.” denilmektedir. Kur’an ayetlerinde, kendilerine verilen tercih yetkisiyle kitabı seçmemiş, sonra da kitabın kurallarıyla, hükümleriyle alay edenler ise “hayvandan da aşağı” görülmüştür (A’raf-179, Furkan-44). Misalle müslümanlara verilen öğüt yalnızca Kur’an için değildir. İnsanların yaptıkları araştırma ve incelemeler sonucu Sünnetullah’a ait elde ettikleri bilgilerden de yararlanılması ve bu bilgilere göre amel edilmesi de istenmektedir. Sünnetullah’a ait bulguları hangi inançtan bir insan elde ederse etsin, müslüman yararlanmalıdır. Çünkü Sünnetullah’ta bir değişiklik olmaz (Fetih-23). Müslümanlar için Allah’ın adını anarak ve Allah adına okumak çok önemlidir; çünkü böyle yaparlarsa biliyorlar ki, Allah onlara bilmediklerini öğretir (Alak1-5). Allah’ı hakkıyla tanıyamayan bir göz Kur’an’a göre bu dünyada âmâ’dır, ahirette ise daha da şaşkındır (İsra-72); işte müslüman Allah’a karşı dünya hayatında âma olmaktan korkar. Kur’an’ın “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? (Zümer-9)” […]
9 Ağustos 2019

Kurban ve Dini Allah’a Halis Kılmak

DİNİ ALLAH’A HALİS KILMAK NEDİR? “De ki: Bana, diyni Allah’a halis kılarak O’na kulluk etmem emrolundu.” (Zümer-11) Ayette Efendimiz (SAV)’e hitaben buyruluyor: Onlara de ki; bana, dîni Allah’a halis kılarak O’na kulluk etmem emrolundu. Normal hayatta insanlar bu mânâda konuşmadığı için bu ayete normal hayattaki bir mânâ ile meâl yaparsanız olmaz. Peki, âyeti nasıl anlayacağız? Onu anlayacağımız dille bir cümle kuralım ama doğru olmak üzere benzer cümleler de kurulabilir. Dîni yani sistemi Allah’a halis kılmak şudur: Göklerin ve yerin yaratılışını, dünya hayatını, ne olursa olsun tüm hayat tarzlarını, kısacası evreni yani ef’al âlemini Allah’ın dışı var sanıp oraya konuşlandırmayacaksınız, oraya yerleştirmeyeceksiniz. Göklerin ve yerin yaratılışını, yaşadığımız dünya hayatını ve tüm hayat tarzlarını Allah’ın dışı var sanıp onları oraya yerleştirirseniz, dîni Allah’a halis kılamazsınız. Bu tarif göremediklerimizi de kapsasın dersek, bütün evreni yani ef’al âleminin tümünü buna dâhil etmeliyiz. Aslında mânâ âlemi de buna dâhildir, sadece bize somut olan ef’al âlemi değil. Dîn yani sistem adı altındakileri, Allah’ın dışı var sanıp oraya konuşlandıran kişi samimi olmayı dini Allah’a halis kılmak zannediyor. Dîni Allah’a halis kılmak ayrıdır ve bu samimi olmak demek değildir. Samimiyet farklı bir şey! Puta tapanlar da putlarına samimiler. Bir kaç yüz yıl önceye ait bir bilgi; Güney Amerika’da bir tapınakta binlerce insanı canlı kurban ediyorlar. Arama motorlarına bakarsanız sayısını, yerini bulabilirsiniz. Kurban edilen binlerce insan ve onları kurban edenler samimi değil mi? O kadar samimiler ki taptığına kurban edi(li)yor. Ona “Samimi değilsin” diyebilir misiniz, “Korkmuyorsun” diyebilir misiniz? Taptığı puttan yani inandığı bâtıldan öyle korkuyor ki onun şerrinden, zulmünden, […]