Bir Düşün...

Kur’an’ı ders yapanlar görürler ki; onlardan öncelikle duniHi algıyı tanımaları ve bu algıdan, bu algının zann’larından kurtulmaları ve Kur’an’a haniyf olarak yaklaşmaları istenmektedir (Rum-30). DuniHİ algıya sebep, insanın kendisini Allah’ın dışında bir mekânda sanmasıdır. Dunillah/duniHİ algı ile oluşan ilk zann ise “Müstakilen Varım ve Muhtarım” iddiasıdır.

M. Yılmaz Dündar



yeni-kitapcik-hazir

“Rasulullah (SAV)'in yaktığı ateş...

Bakara-17: "Onların (ibretlik) misali (karanlık gecede) bir ateş yakan kimsenin durumu gibidir. O ateş yanıp da etrafını aydınlattığı anda, Allah onların nurunu giderir ve karanlıklar içinde bırakır; (artık hiç bir şeyi) görmezler. "
Misalde ateş ve ateş yakan vardır. Ateş sebep olduğu aydınlık sayesinde insanın gerçek olanı görmesini sağlar. Kur'an'ın konusu gereği görülmesi gereken gerçek Hakk'tır. Hakk'tan habersiz olarak yaşayanların BATIL hayat tarzları ise karanlık ile ifade edilir ki, bu ise aslında vehmin zulmeti denilen "gerçek örtücüsü"dür.
Kişide duniHİ algı ve zann'ları vehmin zulmetini oluşturur ki, bu anlayış Kur'an için karanlıktır. İşte bu karanlığı aydınlatan İslam Nuru ise bu misalde ateş ile ifade edilmiştir. Bu ateşi yakan esas kişi ise, İslam Nuru'nu yaymak ile görevli olan Rasulullah (SAV) Efendimiz'dir. Rasulullah (SAV) Efendimiz'in İslam Nuru meşalesiyle etraf aydınlanmış, Hakk ve Batıl belli olmuş ve birbirlerinden ayrılmışlardır. Hatta Billahi anlamda iman edenler için Hakk batılı yok etmiştir. Çünkü; İsra-81 ile "De ki: Hakk geldi, batıl silindi. Muhakkak ki batıl silinmeye çok mahkûmdur" buyrulmaktadır.
Rasulullah (SAV)'in yaktığı ateş etrafı ve etraftakileri aydınlatınca dili ve kalbi ile "Amentü Billahi" diyerek haniyf olanlar yani "Ancak Allah Müstakilen VAR ve Muhtardır; başka müstakilen var ve muhtar yoktur. Biz bu duruma şahitlik ederiz. Yine şahitlik ederiz ki, Muhammed Mustafa (SAV) de Allah'ın kulu ve Rasulü'dür. "Müstakilen varım ve muhtarım" iddiasında bulunanların iddiaları yalandır, iftiradır, batıldır ve yok hükmündedir" diyenler ki bu mana Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadet ile ifade edilir; işte böyle diyenler ve bu manaya uygun ameller yani salih ameller işleyenler Biiznillah Allah'ın nuruna dâhil oldular.

M. Yılmaz Dündar
4 Haziran 2020

Kurtuluş için izleyeceğimiz yol; bize önerilen kurtuluş yolu nedir?

Kurtuluş için izleyeceğimiz yolu bize Kur’an öğretiyor; haydi Kur’an’dan ipucu aramaya… “Esfele Safiliyn”den; yani “dȗniHİ algı”dan; yani kendimizi ve diğer yaratılan her şeyi Allah’ın dışında bir mekanda sanmaktan kurtulmak mümkün müdür? Elbette sorularımızın cevaplarını yine Kur’an’dan öğreneceğiz. “Birisine göre” kurtulmak yok ki! El-Veliy; Allah… “(Rabbi) dedi ki: “İkiniz cemîan inin aşağı oradan… Birbirinize düşmansınız. Benden size bir huda geldiğinde, kim benim “huda”ma tabi oldu ise, işte o sapmaz ve şakıy olmaz.” (Ta-Ha; 123) Ayetten konumuzla ilgili nasıl bir sonuç çıkarabiliriz? Birisi şudur: “İnin aşağı oradan…” İNİN AŞAĞI: Yani; Bulunduğunuz idraktan aşağı idraka inin. Bu inişe, bu idrak inişine Kur’an’ın diğer ayetleri ışığında baktığımızda anlıyoruz ki; “Esfele Safiliyn’e reddedildiniz, dȗniHİ idraka indiniz, dünya hayatına başladınız” manaları da vardır. Ayetteki “Birbirinize düşmansınız” ifadesinin de çok iyi anlaşılması gerekir ki, ondan bir sonuç çıkarabilelim. Bir insanın düşmanı nedir? Kur’an’a göre DÜŞMAN, bir insanın düşmanı onu Allah’tan uzaklaştırandır, başka düşman olmaz. Kendi kendinize düşman tarif etmemelisiniz, kendinizce düşman ilan etmemelisiniz. Hele de dȗniHİ algı ve zann’larına göre düşman ilan edilmez. Böyle olunca, “Birbirinize düşmansınız, bu şekilde inin”i nasıl anlamalıyız? Daha önce de paylaşmıştık, iki tane “var” biliyoruz: “Birbirinize göre var” hal ve “kişinin kendinde kendine göre var” hali. Birbirinize göre “var” olan hal, siz birbirinize baktığınız zaman bu aleme “Kesret Âlemi” denmesini sağlayacak olan bu TEKASÜR, bu birbirine göre varlık sizin düşmanınızdır. Yani: İşte bu varlık sizi Allah’tan perdeler. “Birbirinize düşmansınız, bu şekilde inin”i o zaman şöyle anlarız: Varlığınızla birbirinizi Allah’tan perdeleyecek şekilde inin! Ayetteki bu ifadenin konumuzla ilgili yanı böyledir. Birbirinize göre “var” […]
2 Haziran 2020

Efendimiz (SAV)’in açıkladığı kaderin anlaşılamamasında birincil sebep dȗniHİ algı ve zann’larıdır.

“ÂMENTÜ BİLLÂHİ” YÖNELİŞİNDEN SAPMALAR “Mânâ”yı Yöneliş ve İlişkiler diye etiketleyip Yöneliş’i tanımladık, biliyorsunuz. Şimdi sizinle Yöneliş’in defolarına, defolu hallerine bakalım. Ayet ve hadislerde tanımlanan Yöneliş halinden sapan ve bu yüzden de sonu/âhiri hüsran olan inanış biçimleri vardır, bunlar kitaplarda “fırka” diye geçer, onları “Bâtıl Fırkalar” başlığı altında görebilirsiniz. O fırkaları temel beş grup altında göreceğiz. “Yönelişimde ne yaparsam defolu olur?” sorusunu âyet ve hadislerle öğrenelim ki yönelişimiz yerine defosuz otursun. Sapmalar en az daha önce paylaştığımız kısım kadar önemlidir. Bu öyle bir şey ki sapmış inanış/yöneliş biçimleri sapma olmadan önce öğrenilmesi gerekir. Çünkü zihin saptıktan sonra onun düzeltilmesi, onarılması hemen hemen imkansızdır. Düzeltilmesindeki zorluklardan birisi bunu düzeltecek birini bulamamaktır. Kime gidip anlatıp da çareyi bulacaksınız? Bu günümüzde çok mümkün olacak bir şey değil. O yüzden sapmadan önce tanımları iyi görmek gerekiyor. Bu kapsamda, bir halimiz, bir düşüncemiz şimdi göreceğimiz beş gruptan hangisine yakınsa, bizde biraz o gruptan biraz şu gruptan bir şeyler varsa onları temizlemek çok önemlidir. Beş grup altında göreceklerimiz aslında diğer fırkaların da sebepleridir. Ama hepsinin tek bir sebebi var. “Bu fırkalar neden var?” dediğimizde hepsinin tek sebebi kaderi anlayamamaktır. Diyelim ki anlayamadılar, Efendimiz (SAV) in açıkladığı kadere teslim de olamamışlar. Sebep bu. Fırkalar buradan çıkıyor, başka bir sebep yok, hepsi kadere getirilen yorumlarla ilgilidir. Bu iş kadar önemlidir. Dikkat edin, bu beş grubtan sadece birisi açıktan inkâr edenlerle ilgilidir, diğer dört grup doğrudan “İnanıyorum, müslümanım” diyenleri ilgilendiriyor. “İnanıyorum” diyenler Efendimiz (SAV) in açıkladığı kaderi neden anlayamıyorlar? O açıklamalara neden teslim olamıyorlar? Bildiğiniz şeyler de olsa tekrar sıralayalım. […]